Yazı: GÜNİZ SEVİNÇLİ
gunizsevincli@yahoo.com

Ayın Burcu Oğlak

Zaman ve mekan yolculuğunun durağı olan yer yüzünde bize dünyasal gerçekliğin ne olduğunu deneyimleten, satürn planetidir..

Ne ekersen onu biçersin kaçınılmazlığıyla yaşattığı öğretilerin kendi merkezimizi oluşturmasındaki payı büyüktür.
Dünyada var olmak basit bir cümleyken bunun içini üzerimize aldığımız sorumluluklar, bitirilmesi gereken işler ve zaman geçip giderken bizde, aslında kimiz duygusunun yarattığı korkularla sarıldıgımız rol modelleriyle doldururuz.
Eğer bu model gerçeğe uygun değilse satürn ev ödevini özensiz yaptığı için onu paramparça eden öğretmen acımasızlığıyla baştan yapmamız için zorlar.
Sabrı, otoriter tavrı, kuralları konusunda taviz vermemesi, yıllar sürse de bu dersi vermeden bizi bir üst sınıfa geçirmeyeceğini anlamamızı sağlar.

Bu sınıfın en iyi öğrencisi oğlak burcudur. Satürn aynı sınıfta çocuğunu da kayırmadan okutan öğretmen gibidir oğlaklar için. Bu yüzden onun verdiği ev ödevleri başarıyla tamamlanır. Öğretmenin çocuğu olma kompleksi onu her zaman sınıf birincisi olması için zorlar. Dur durak bilmeden çalışır; ötekilerine aslında ben hak ediyorum, bana fazladan not verilmiyor demek ister gibi...

Bu yüzden hırslı diye tanımlanır diğer insanlar tarafından. Halbuki o görünende iş ; görünmeyende dünyanın sorumluluklarını yerine getirme zorunluluğunun sadece kendi üstünde olduğunun zannetmesine, bulmak istediği hafifleme çabasıdır.

Oğlaklar iyi liderlerdir hedefe kitlenerek çalıştıkları için o işin doğru olarak yapılmasını sağlayacak enerji alanının sınırlarını iyi çizerler. Bilmeleri gereken en önemli şey sınırların dikenli tellerle çizilebildiği gibi, çiçeklerle de oluşturulabileceğidir. Başkalarının faydası için dünyaya getirdikleri somut şeylerin yanısıra kendileri için soyut olanları geliştirmek zorundadırlar.

Bir ağaç gibi gökyüzüne yükselebilmek için köklerin suyla beslenmesi gereklidir. Su, duyguların dış dünyaya akışının göstergesidir. Ağacın kökü suyla beslenmez ise kurur. Bu yüzden duygularıyla tanışmak ve onları dış dünyaya akıtmak gibi ihtiyaçlarını göz ardı etmemelidirler.

İlişkilerde:


Son derece gerçekçi ve kendisine yetmeye programlı olduğu için hayatta yalnız kalması ve bir ilişki içinde yalnız hissetmesi mümkün. İlişkilerin duygularla beslenemesinin gerekliliğini anlayarak, hayattaki adım adım yükselişi gibi, adım adım ilişki kurmayı da öğrenmelidir. Eğer duyguları çok kapalıysa, rüzgarda esnemediği için dalları kırılan bir ağaç gibi kalır hayatın içinde.