a
 

Arşiv

Anasayfa

Lütfen Bizi Arayın 0212 3423450

Lütfen Bize Yazın bilgi@zeck.com.tr

Medyanaliz
Yaşam
Sanat
Kısa Kısa

c

Yazı: MELDA KESKİN

DÜNYA’YI KİRLETEN KAPKARA AYAK İZLERİ... “KARBON AYAK İZİNİZ”

Evinizin kapısını açıp içeri giriyorsunuz ve içeride dolaşmaya başlıyorsunuz... Arkanızda kapkara ayak izleri bıraktığınızı fark ediyorsunuz. Derhal durup bir çare aramaz mıydınız?

Gezegeni yok oluşa sürükleyen ekolojik sorunların varlığının kabul edilmesi, nedenlerinin ve çözümlerinin ortaya konulabilmesi - insana inanılmaz gelse de - bir 40 yılımızı aldı. “Eh, buna da şükür” diyelim, ama değişik kesimler kitlesel bir değişime karşı. Ne yazık ki hâlâ, inkâr ve direniş söz konusu. “Sürdürülemez” üretim ve tüketim modelleri, kâr hırsı ve inatla savunulabiliyor. Sıradan

insanların kendilerini güçlendirecek bilgilere erişmesi ve iktidarlardan ekolojik açıdan sağlıklı değişiklikler talep edecek biçimde örgütlenmesi oldukça zor. Bu yüzden, çözümlerin önüne “eski tas eski hamam”cılar (“business-as-usual”) tarafından, sık sık gizli ya da açık engeller çıkartılıyor. Olumlu yönde gelişmeler yok değil elbette, ama ekolojik yıkımın hızıyla karşılaştırıldığında ürkütücü bir yavaşlıkta. Yoksa doğanın canına okuyan zehirli ve tehlikeli üretim ve tüketim modellerine çoktan gezegen ölçeğinde son verilir; en başta da insan yapısı iklim felaketlerinden sorumlu petrol, kömür, doğal gaz vb. fosil yakıtlara dayalı mevcut sistemden, bir güneş ekonomisine geçişimiz artık gerçekleşmiş olurdu. Gezegenin sakinleri böylelikle, mirasyedi anlayışıyla Dünya'yı yağmalayan, kanserli hücreler gibi sürekli büyümesi istenen, yapısal krizlerini aşmak için dünya savaşları yaratan ve bugünlerde en büyük krizlerinden birini yaşayan mevcut ekonominin kurbanları olarak acı çekmekten büyük olasılıkla kurtulabilirdi.

Dikkat ederseniz, tablo

ne kadar karanlık ve karamsar olursa, insanlar o kadar kırılgan, korku dolu ve umutsuz oluyor. Bu da insanı güçten düşürüp, doğru dürüst talepler geliştirmesini zorlaştırıyor. Bu durumdayken, hem gerekli değişiklikleri kendi hayatlarımızda gerçekleştirerek bütünü etkilememiz, hem de iktidarı etkileyecek etkin baskı gruplarını oluşturmamız neredeyse olanaksız. Peki, böyle bir ruh hali kimin işine yarıyor? Şu “eski tas eski hamamcı”ların tabii. Onlar tüm zorluğuna karşın yaşamlarını ekonomik ve ekolojik açıdan sürdürülebilir hale getirmeyi başaranlara ait haber ve bilgilerin yaygınlaşarak milyonlarca insana ulaşmasından, değişim rüzgarının güçlenmesinden doğaldır ki pek haz etmiyorlar. Çünkü, başarılı örneklerin marjinal, milyonlarca insanın ise habersiz / umutsuz “ekolojik açıdan zararlı tüketiciler” olmaya mahkum edilmesi; ancak (açılan her yeni hapisaneyle, olan her yeni kaza ya da hastalıkla daha da yükselen) “Piyasalar”ı, “Gayri Safi Milli Hasılacılar”ı, çıkartma işleminden bihaber “Sonsuz Büyümeciler”i

ve (Naomi Klein'in deyimiye) “felaket kapitalizmi”ni ihya ediyor.

Gelelim işin olumlu tarafına: Çok sevdiğim “kritik kütle”ye ulaşma fikri, bu karamsarlığın ortasında parlıyor. Hani patlamış mısır örneğinde, uzun uzun beklenir, hiçbir değişim gözlenmezken, mısırlar tek tük patlamaya başlar ve sonra birden bire belli bir eşiğin aşılması ile tüm mısırlar kısa sürede bembeyaz olur ya, işte öyle. Hangi adımın, hangi projenin bizi o eşikten ne zaman atlatacağını bilemediğimiz için, umutsuz olmaya, atalet içine düşmeye hakkımız yok! Üretilen olumlu bilginin paylaşılarak yaşama geçirilmesine ilişkin tüm fırsatları acilen değerlendirmek zorundayız. “Acaip Havalar” çizgi romanından sonra, Açık Radyo’nun 2. yayını olarak Şubat’ta basılan “Karbon Ayak İziniz” (Sistem Yayıncılık) bu açıdan önemli bir fırsat. Kitabın çevirmeni ve Türkiye ile ilgili bölümlerinin yazarı Neşet Kutluğ’a göre, “Kitap (önsözü de dâhil) şu dört temel noktada önem kazanarak bir bütünlük arz ediyor:

“Küresel Isınma” sorunu aslında bir yaşam biçimi sorunu. Yani, biz bireyler olarak, bize